Fizyorad

KÖK HÜCRE TEDAVİSİ
Kök hücre tedavisi ; hücre-doku rejenerasyonunu sağlamak amacıyla, kanın iyileştirme potansiyelinin yoğunlaştırılarak kullanılmasıdır. Kök hücreler; rejenerasyon- yenileme potansiyeline sahip, iyileşmeyi yöneten hücrelerdir; yoğun büyüme faktörlerini içerir. Kök hücreler; kişinin kendi kanından ayrıştırılır. CGF-CD 34 kanın iyileştirme potansiyelinin en yüksek olan kısmıdır. Ayrıştırılan bölümden elde edilen CGF-CD34 ün bir kısmı hasta dokuya, bir kısmı ıv olarak uygulanırken, PRP hasta dokunun çevresine uygulanır.
Son yıllarda tıpta çeşitli hastalıkların tedavisinde, giderek artan bir biçimde kullanılmaktadır.

BOZULMUŞ OLAN YAPILARI ONARIYOR
Kök hücre tedavisinin fayda sağladığı hastalıkların başında; bozulmuş doku ve fonksiyonlara bağlı ağrılar geliyor. Bu ağrıları omuz ağrısı, diz ağrısı, ayak bileği ağrısı ya da topuk dikeni ağrısı olarak sıralamak mümkün. Ağrıların arka planında çoğu kez eklem aşınmaları ya da sinir hasarları gibi sağlık problemlerine rastlanabiliyor. Kök hücre tedavisi ise bozulmuş olan bu yapıları, yine vücudun kendi hücreleriyle onararak yenilenmelerini sağlıyor. Kök hücre tedavisinde direkt kök hücre kullanabildiği gibi; kök hücre gibi benzeri hücrelere de başvurulabiliyor. Tedavi sayesinde, vücuttaki aynı işlev ya da fonksiyonun ağrısız olarak kişinin kendi dokusu vasıtasıyla devam ettirilmesi hedefleniyor.
Kronik ağrıların bertaraf edilmesinde kullanılan bu teknoloji; PRP (Platelet Rich Plasma) ya da kök hücre adı altında uygulanabilir. PRP işleminde direkt olarak kandan faydalanılırken, kök hücre için kemik iliği ya da yağ dokusu seçeneklerinden birisi tercih edilebiliyor.

Kök Hücre Tedavisinin Avantajları
Kimyasal madde-ilaç değildir, kısa süreli bir uygulamadır, etkisi kısa sürede başlar, uzun süreli ve kalıcı etki sağlar.
 Kullanım alanları;

Cilt
Kas, tendon ve eklem içine
Yaralı bölgeye uygulanabilir.
 CGF-CD 34 Nasıl Yapılır
*Kişiden öncelikle kan alınır, sonrasında özel ayrıştırma yöntemi ile elde edilen büyüme faktörleri hasarlı dokuya uygulanır.
*Uygulama hazırlık kısmıyla birlikte toplam 30-45 dakika sürer.
*Uygulama sıklığı; 3 hafta – 3 ay ara ile 3-6 seans yapılır. Yılda 3-4 kez idame tedavisi yapılabilir.
*Kişinin kendi kanı kullanıldığı için herhangi bir alerji, hastalık bulaşma riski, doku uyuşmazlığı riski yoktur.
*Uygulama sonrasında morarma, kızarıklık-yanma ve ağrı olabilir.
 
CGF-CD 34 Uygulamasının Tedavi Amaçlı Kullanıldığı Hastalıklar
*Kronik bel- boyun ağrıları ve fıtıklarda,
*Eklem kireçlenmeleri, kıkırdak hasarları (çene, omuz, diz, kalça, ayak bileği)
*Fibromiyalji ve diğer kas hastalıklarında (kas ve tendon yırtıkları)
*İltihabi eklem ve kas hastalıklarında,
*Diz menisküs ve bağ yırtıklarında,
*Yara ve yanık tedavilerinde (diabetik ayak, iyileşmeyen yaralar)
*Topuk dikeninde, sinovit ve tendinitlerde
*Karpal tünel sendromu gibi sinir sıkışmaları ve periferik sinir yaralanmalarında
*Cerrahi sonrası yapışıklıklar ve deri kalınlaşmalarında,
*Yara izlerinin ve kırışıklıkların giderilmesinde,
*Anti- aging olarak
*Kalp krizi ve omurilik yaralanmalarında erken dönemde,
*Saç dökülmesinin tedavisinde kullanılabilmektedir.

POLİKLİNİK KOŞULLARINDA UYGULANABİLEN BİR TEDAVİ

Kök hücre tedavisinin en büyük avantajlarından biri, ilaç gibi yabancı bir maddenin vücuda müdahalesine gerek olmadan, tamamen kişinin kendi dokuları ile uygulanabilmesi.

Bu nedenle ileri yaştaki hastalara bile, uzman hekimler tarafından uygulanmasında çoğunlukla sakınca görülmüyor. Hastaların bu tedaviden cerrahi korkusu ile kaçınması ise doğru değil. Zira kök hücre, ameliyat ortamına gerek olmadan yenilenebiliyor. Özellikle de sürekli çektiği ağrılar nedeniyle hayat kalitesi düşen, zorluk yaşayan ve özel hayatı sekteye uğrayan kişiler; ağrının nedeni uzman hekimler tarafından detaylıca teşhis edildikten sonra kök hücre tedavisine tedavisine rahatlıkla yönelebilir. Narkoz yada anestezinin yan etkilerine maruz kalmamak da; kök hücre tedavisine değer katan artılar arasında. Kök hücre tedavisi, cerrahi bir işlem olmadığı için hastalar tarafından sıklıkla tercih ediliyor. Hastaya kesi uygulanması, uygulama bölgesinin yara haline gelmesi ya da bölgenin uyuşturulması bu tedavi yönteminde söz konusu değil. Tedavi genellikle poliklinik koşullarında günübirlik olarak kolay bir şekilde uygulanabiliyor ve hasta normal hayatına devam ediyor.